Kadın Hastalıkları, Doğum ve Genel Cerrahi Uzmanı, Vajı̇nı̇smus Terapisti, Genı̇tal Estetı̇k Cerrahı Doç. Dr. Ebru Zülfikaroğlu, aynı zamanda sosyal medyada 1.4 milyon takipçisi bulunan bir influencer. Naz ve Can’ın annesi, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Barış Zülfikaroğlu’nun eşi. Geçtiğimiz günlerde seminerlerinden birine katıldım ve anlattıklarından çok etkilendim. Konusuna hâkim, konuşulmayanları anlatan bir hekim. Merak ettiklerimi sordum, o da sorularımı samimiyetle yanıtladı.
Ebru, sizde işini aşkla yapan insanlara özgü bir enerji ve pırıltı görüyorum. Hekim olmak çocukluk hayaliniz miydi?
Evet doktorluk çocukluk hayalimdi. Kendimi bildim bileli hep zor durumda olan bir insana yardım etmek fikri beni hep heyecanlandırmış, çok kutsal gelmiştir. O yüzden, doktor olmak hep hedeflerim içindeydi.
INSTAGRAMIN ÇOK BÜYÜK BİR AVANTAJI VAR
Sosyal medya hesaplarınızı kendiniz mi yönetiyorsunuz? Çok takipçili bir hesap sahibi olmak üzerinizde bir baskı oluşturuyor mu? Sosyal medyadaki görünürlüğünüz meslek hayatınızı nasıl etkiliyor? Olumsuz yorumlara tavrınız ne oluyor?
Sosyal medya hesaplarımı kendim yönetiyorum. Çok planlı bir sosyal medya hesabım olmadı aslında. 2013 yılında oğlum altı aylıkken onun gelişimini takip etmek ve ek gıda yönetimi ile ilgili oğlumun yaşıtı bebekleri olan anne bloggerları takip etmek amacıyla açtım. İşin doğrusu Instagram’a ilk adım atışım öyle olmuştu. Daha sonra hem anne olarak hem iş hayatında bir kadın olarak paylaşımlarda bulununca, güzel tepkiler ve geri dönüşler aldıkça paylaşıma devam ettim. Bu paylaşımlar bana pozitif enerji vermeye başladı.
Daha sonraki yıllarda home dizayn da eklendi. Zamanla hem mesleğim hem de life style bir instagram profilim gelişti. Açıkçası mesleki paylaşımlarda bulunmak, spesifik çalıştığım konulardaki son gelişmeleri takipçilerimle paylaşmak beni daha çok heyecanlandırıyor. Her dönemde Instagram’da var olmak beni mutlu etti.
Tabii ki mesleğime de pozitif etkisi oldu. Ben özellikle cinsel terapiler yapan, vajinismus terapisi yapan bir hekim olduğum için bilinçaltı düzeyinde hastalarıma ulaşmam gerekiyor. Bu aslında sadece vajinismus hastaları için değil, tüm hastalık grupları için geçerli. Bir hekim olarak onların bilinç altlarına ulaşmak, onların güvenini kazanmak bizim tedavi süreçlerimiz için son derece önemli. Instagram’da beni yıllarca, aylarca takip edip ailemi, kişiliğimi, zevklerimi ve toplumsal duruşumu içine sindiren hastalarım çok güvenerek gözü kapalı bir şekilde geliyor. Hatta geldiklerinde ailelerinden birisi gibi hissedip, boynuma sarılmalar, ağlamalar bile oluyor. Bu müthiş bir durum benim için. Instagram’ın çok büyük bir avantajı var. O yüzden kendimi ifade etmekte zorlanmıyorum.
Tedavi süreci, ameliyatlar ve terapiler de bu sayede son derece dinamik ve keyifli bir hale dönüşüyor. Tabi pek çok genç kadın tıp fakültesi öğrencisinin, benimle ilgili düşüncelerini duymak, hissetmek de beni inanılmaz derecede mutlu ediyor. Pek çok kadının da aynı şekilde nasıl giyindiğimden tutun nasıl düşündüğüm, olaylara verdiğim reaksiyonlar dahil toplumsal duruşuma kadar her konuda güzel şeyler söylemeleri beni çok mutlu ediyor. Tabii ki olumsuz yorumlar da oluyor. Ama bunları ben son derece normal karşılıyorum. Sonuçta herkes herkese iyi gelmek zorunda değil. Onlar da olacak. Bunu da doğal kabul ediyorum. Zamanla artık bunu yönetmeyi, herkese karşı hoşgörülü olmayı öğreniyorsunuz. Çok görmezden gelince onların sayısı da zaten oldukça azalıyor. Benim için Instagram kendimi kolayca ifade ettiğim kendimi doğal hissettiğim bir mecra.
Kadınlar en çok hangi şikayetlerle size başvuruyor?
Kadınlar bana en çok idrar kaçırma, genital bölgelerindeki genişleme hissi, genital bölgelerinin özellikle iç dudaklarında sarkma, büyüme, ilişkiye girememe, ağrılı cinsel ilişki, cinsel isteksizlik, orgazm olamama, perimenopoz, menopoz ve diğer tablolarla geliyor. Ben en çok bu konularda hizmet veriyorum. Zaten hastalarım da bu konuda çalıştığımı bildikleri için spesifik olarak geliyorlar.
KADINLAR BEDENLERİNDEN UTANMAMALI
Kadın cinselliğini konuşmak maalesef toplumumuzda hâlâ bir tabu. Cinsellik neden bu kadar önemli? “Ayıp” ve “günah” kavramlarıyla büyüyen kadınlara hangi tavsiyelerde bulunursunuz?
Bizim toplumumuzda cinsellik maalesef halen tabu. Hâlâ konuşulmuyor. Cinselliğin bir insan için ne kadar kıymetli olduğunu bilimsel kaynaklar söylüyor. Metabolizmamız, hormonlarımız, hayat kalitemiz, sağlıklı ve uzun yaşam sürecimiz için ne kadar kıymetli olduğunu ben de her paylaşımımda anlatmaya çalışıyorum. Cinsellikle ilgili bir sorunu olmayan hastalarıma da mutlaka bu konuyu açıyorum, sorguluyorum. Ancak kolay değil. Çoğu zaman gizlemek zorunda kalarak geliyor hastalarımız.
Örneğin yıllardır ilişkiye giremiyor. Ama bana başvuru nedeni, “Adet düzensizliğim var. Vajinal akıntım var,” şeklinde. Utanarak söylüyor gerçek durumu. Oysaki cinsellik, kadın cinselliği toplum tarafından, ataerkil sistem tarafından ikinci plana itiliyor. Kadınlar bu konuda “ayıp, günah, yasak” olarak cinselliği tanıdıkları için ilk birlikteliklerinde de çok büyük korku yaşayarak birlikte olabiliyorlar. Bu nedenle de ciddi cinsel işlev bozuklukları yaşıyorlar. Başta vajinismus olmak üzere, çok sık bir şekilde karşılaşıyoruz bu durumla. Eğer ki toplumumuzda cinsel eğitimi aile içinden başlatarak, tüm eğitim kurumlarımızda sağlıklı bir şekle dönüştürebilirsek, cinsel işlev bozuklukları oranımızı son derece düşürebiliriz. Maalesef tam tersi.
Hem kadınların toplumdaki yerleri, hem de kadın cinselliği daha da kötü bir noktaya doğru gidiyor. Kadınlara bedenleriyle barışmalarına, genital organlarına dokunmalarını, keşfetmelerini, kendi cinselliklerini bireysel cinselliklerini mastürbasyonla detaylı bir şekilde keşfederek bunu partnerleriyle daha konforlu bir cinselliğe hazır hale getirebilmelerini isterim. Mastürbasyon yapmak ayıp bir durum değil. Doğal ve bizler tarafından bu işin profesyonelleri tarafından sıkça önerdiğimiz bir durumdur. Kadınlar utanmamalı. Kendi bedenlerini tanımalı, cinselliklerini doğal olarak keşfedip doğru kaynaklardan, bilimsel verilerle cinselliklerini her gün geliştirebileceklerini bilmeliler.
Sağlıklı ve uzun bir ömür geçirmek için güçlü kaslara ve dengeli hormonlara sahip olmamız gerektiğini vurguluyorsunuz. Bunun için nasıl bir yaşam tarzı benimsemeliyiz?
Otuzlu yaşlardan itibaren her yıl kas kütlemizin % 0.8-1’ini kaybediyoruz. O yüzden kas kaybı ile beraber özellikle bel çevresinde yağ oranında bir artış oluşmaya başlıyor. İşte bu yağ dokusundan vücudun hormonal dengesinin bozulmasına zemin hazırlayan bir tablo gelişiyor. İnsülin direnci gelişiyor. Şeker metabolizması bozuluyor. Kadınların östrojen baskınlığı gelişiyor. Zaten sınırlı sayıda olan yumurtamızın sayısının azalmasıyla, progesteron sentezinin azalması da eklenince tabloya; kortizol yüksekliği gelişiyor. Hormonlar dengesizleşince kadınlar; kilo verememe, sinirlilik, kendi bedenini tanıyamama gibi bir takım kaotik süreçler yaşamaya başlıyorlar. Pek çok hastalığa da zemin hazırlanıyor.
Bu süreci şöyle yönetiyoruz; kas kütlemizi arttırarak, sistemi bozan bel çevresindeki yağ dokusunu ortadan kaldırarak. Hem eriyen kas kütlemizi yerine koyuyoruz hem de hormonal dengemizi sağlıyoruz. Tabii ki eksik olan hormonlarınızı, vitaminlerimizi ve minerallerimizi bunun yanında; beslenme ve yaşam şeklimizi, uykumuzu, stresimizi de düzenleyerek kendimize sağlıklı ve kaliteli bir yaşam hakkı sunuyoruz.
HPV AŞILARI TAMAMEN ÜCRETSİZ HALE GETİRİLMELİ
HPV testi pozitif olan bir kişinin rahim ağzı kanserine yakalanma riski yüksek midir? HPV testi pozitif hastalara nasıl bir takip ve tedavi protokolü uyguluyorsunuz?
Bu konuda amacımız HPV testi pozitif olmadan önce yani kişinin, cinsellikle tanışmadan önce HPV aşılarını yaptırmasını öngörüyoruz. Dokuz yaşından itibaren hem kız hem erkek çocukları eğer HPV aşılarını uygun dozlarda yaptırırlarsa kanser oluşma riskini tamamen ortadan kaldırabiliyoruz.
Bizim hedefimiz; Bakanlık tarafından HPV aşılarının tamamen ücretsiz hale getirilerek kadınlarda başta rahim ağzı kanseri olmak üzere erkeklerde de pek çok kanserin önüne geçmek ve cinsel yolla bulaşan hastalıkları ortadan kaldırmak. Eğer HPV pozitif hale geldiyse o zaman vücutta kanserojen tipleri var mıdır? Bunu araştırmak gerekir. Bunun için HPV tiplemesi yapıyoruz. Bunu yılda bir yaptırmalarını, eğer pozitifse buna yönelik de ileri biyopsi ve kolposkopi gibi incelemeler yapılmasını öneriyoruz.
HPV pozitifse, altı ayda bir simir testi tekrarı, eğer pozitif değilse yıllık simir tekrarı ile takiplerini öneriyoruz. Bu hastalarımızda takip süreci son derece önemli. Takip süreçleri içinde olan kadınların HPV’nin %85’i, iki yıl içinde sağlıklı bir bünyede ortadan kalkabileceğini de bilmelerini isteriz.
HORMON DENGESİ İÇİN EGZERSİZ ÖNEMLİ
Kadınlar düzenli spor yaptıklarında PMS’yi (adet öncesi sendromu) daha hafif mi yaşıyorlar?
Evet. Düzenli egzersiz yapmak, ağırlık kaldırmak vücudumuzda pek çok hormonun dengesini sağlar. Bunu bir önceki sorunuzda kasın önemini anlatırken anlatmaya çalıştım. Egzersiz sırasında; endorfin, dopamin, seratonin gibi pek çok hormonal sentezin artışı ve umut moleküllerinin kaslardan sentezi mümkün. Adet öncesi gerginliği olan hastalarımızda biz daha çok östrojen baskınlığı tablosu görürüz. Bunun toplum tarafından normalleştirilmemesi gerekir. Eğer adet öncesi gerginliği, adet öncesi kasık ağrıları, adet sancıları, memelerde hassasiyet, migren atakları varsa bunların östrojen baskınlığı ile ilgili olduğunu ve bunun tedavi edilebilir bir konu olduğunu bilmelerini isteriz.
Kadınların yaşadıkları hiçbir ağrının normalleştirilmesini istemeyiz. Çünkü bu adet öncesi gerginlik ve ağrılar bazen çikolata kisti, “endometriozis” dediğimiz bir tabloya da işaret edebilir. Bu hastalık da kadınların hayat kalitesini son derece düşüren, doğurganlıklarını etkileyen bir sürece zemin hazırlayabilir. O yüzden kadınlar, ister vajinal bölgede ağrılı cinsel ilişki şeklinde, ister adet öncesi gerginlik ya da adet sancıları şeklinde olsun, yaşadıkları hiçbir ağrıyı göz ardı etmeden, gerekli tetkik ve tedavilerinin yapılmasını öneririm.
VAJİNİSMUS TEDAVİSİ
Vajinismus hem fiziksel hem de psikolojik etkenlerden mi kaynaklanıyor? Tedavi süreci nasıl ilerliyor?
Vajinismus; kadının genital organ yapısının son derece normal olmasına rağmen, bilinç altındaki cinsellik ve kendi genital organına ait yanlış bilgiler sonucu, birliktelikten aşırı korku duyması ve kötü bir şey olacakmış kaygısıyla, otomatik, refleks olarak kasılarak ilişkiye girememesi halidir.
Kadın anatomik olarak son derece normaldir; ancak beyinde, bilinçaltı bölümünde bazı yanlış mesajlar birikmiştir. Tedavi sürecinde kişinin bu yanlış mesajlarını son derece sağlıklı, huzurlu bir ortamda ortadan kaldırarak, bilişsel davranışçı terapi ile tedavisini yapıyoruz.
HORMONAL REPLASMAN HAYAT KURTARIR
Perimenopoz ve menopoz dönemindeki kadınlara en önemli üç tavsiyeniz nedir?
Perimenopoz dönemini son derece önemsiyorum; kadınların otuz beş, kırklı yaşlardan sonra hormon dengesinin değişmesi ile vücutlarındaki değişimleri fark etmelerini; yaşadıkları değişimin neden ve niçin olduğunu bilmelerini.
Özellikle sosyal medyada, Instagram’da bu konuda paylaşımlar yapmaya çalışıyorum. Bir kadının donuk omzu varsa, kulak çınlaması varsa, kalp çarpıntısı varsa, kas eklem ağrıları varsa; bunun peri menopoza bağlı olduğunu bilmeli. Bunun yanında depresyon ve cinsel isteksizliğin de bundan kaynaklanabileceğini bilmelerini isterim.
Eksik olan hormonların biyo eşdeğer şekilde tedavilerinin planlanmasını çok önemsiyorum. Böylece hormonlar eksilmeden vücutta hasarlar oluşmadan tedavisini yapmış oluyoruz. Menopoz birkaç yıl öncesine kadar çok konuşulmayan, toplumsal olarak kadının utandırıldığı bir konuyken, tüm dünyada ve ülkemizde sosyal medyanın katkısıyla bu konuyu artık rahatça konuşulabilir düzeye taşıdık. Farkındalık oluşturmanın toplumsal bir önemi olduğunu düşünüyorum. Podcastler, yayınlar, doktorlara eğitimler ile daha da çok kadına ulaşmayı hedefliyoruz. Bütünsel anlamda bu konuda toplumsal bir değişim yaşıyoruz. Bu da beni çok mutlu ediyor.
Kadınlar hayatlarının neredeyse yarısını menopozda geçiriyor. Bu dönemde toplumdan itilmiş, kendi kabuğuna hapsedilmiş bir şekilde yaşamalarını, utanmalarını, geri planda kalmalarını istemiyorum. Kendi bedenleriyle, kendi ruhlarıyla ve yaşlarıyla barışık, kendine güvenli, mutlu ve keyifli yaşamalarını istiyorum. Eğer doğru hormon replasman tedavisini ve beslenmeyi yaşamlarına uygulayabilirsek; ellili altmışlı yaşlarda kalp krizinden, yetmişli seksenli yaşlarda kemik erimesinden, doksanlı yaşlarda Alzheimer, Demans olmaktan onları korumuş ve kaliteli bir yaşam sunmuş olacağız. Kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzerinde, hastaneler yerine özgürce kendini ifade ettiği sağlıklı bir ortamda yaşamalarını sağlamış olacağız.
MENOPOZDA “SICAK BASMASI” YAŞAMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ
Perimenopoza giren bazı kadınların hayat kalitesini çokça etkileye sıcak basmalarının çözümü için ne önerirsiniz?
Tabi sıcak basmaları pek çok kadın için menopoz anlamına geliyor. Ama aslında olay çok daha geniş platformda yaşanıyor. Ben sizin sorunuza karşılık olarak sıcak basmaları için hormon kullanamayan hastalarımız için artık hormon içeriği olmayan çok yeni preparatlar çıktığını söylemeliyim. Artık hiçbir kadın sıcak basmasını yaşamak zorunda değil.
Biliyorsunuz bazı meme kanseri tedavisi gören hastalarımızda hormon replasman yapamıyoruz. Onlara yönelik de artık hormon içeriği olmayan ilaçlarımız var. Sıcak basması, klinik olarak çok önemsediğimiz bir konu. Çünkü her sıcak basmasında, kadınların damar yapısında değişiklikler gelişiyor. Bu da onların kalp hastalığı geçirme riskini, enfarktüs geçirme, Alzheimer, Demans olma risklerini arttırıyor. O yüzden sıcak basması olanlar mutlaka tedavi olsunlar.
Sıcak basması konusunda, -kullanmalarında engel olmayan hastalarımızda- da zaten hormon replasmanıyla çok kısa sürede dinamik geri dönüş sağlıyoruz.
KANSERİ ÖNLEYİCİ ETKİSİ VAR
Menopoz döneminde hormon tedavisine ilişkin “Kanser riskini artırır” yönündeki yaygın endişeler sizce ne kadar doğru? Bu konuda kadınlara neler söylemek istersiniz?
2000’li yılların başında WHI çalışması, kadınlarda hormon replasman tedavisi; 60 yaşın üzerindeki hasta grubunda ve sadece östrojen içeriği olan ve gebe atların idrarından elde edilen sentetik içeriği olan preparatlarla yani progesteronla dengelenmeden ve ağız yoluyla tedavi süreçleri uygulandı. Bu çalışmalarda, erken dönemde pıhtı atma riski ve kanser riskinde göreceli bir artış tespit edilip daha çalışma bitmeden, maalesef basına sızdırılan eksik bilgiler sonucu, yaklaşık 25 yıl kadınlar bu hormon replasman tedavisinden mahrum kaldı. Oysaki tedavi yanlış planlanmış bir tedaviydi. Hedef kitlesi ve uygulanan tedavi içeriği son derece hatalı uygulamalar içeriyordu.
Tedavi tam sonuçlanmadan apar topar sansasyonel bir şekilde basına “hormon ilaçları kadınlarda kanser yapıyor” şeklinde sızdırıldı. Tabii ki çok büyük bir kayıp süreç yaşadı kadınlar, çok sıkıntılı günler geçirdiler. Oysaki hormon replasman tedavisi, biyo eşdeğer formda, yani vücudunda ürettiğimiz aynı molekül yapısında, tamamen doğal bir şekilde cilt ve vajina yoluyla verildiği sürece; hastaya kişiye özel miktarda dozda kesinlikle kanser yapmadığı gibi kanser yapmayı önleyici etkisi bulunmaktadır. Amacımız bu bilgiyi tüm kadınlara sağlıklı bir şekilde ulaştırmak.
Bir deli bir kuyuya taş atıp yıllarca çıkartamadığımız için, artık FDA’ in de onaylamasıyla bu vakte kadar hormon replasman kullanamayan kadınlara ulaşarak, hayat kalitelerini arttırmayı hedefliyoruz.
Bu aydınlatıcı söyleşi için size çok teşekkür ediyorum.
Bu güzel sorular için asıl ben çok teşekkür ederim. Böyle güzel sorular sormanız, bana çok değer verdiğinizi ve çok güzel dinlediğinizi ve anladığınızı gösteriyor. Takip ettiğinizi gösteriyor. O yüzden ben çok teşekkür ediyorum, sizin ilginize ve güzel sözlerinize.
