Hayalden Markaya: HEPA Coffee’nin Kurucusu Zeynep Çenesiz Yarımca

Çorum Ticaret ve Sanayi Odası Kadın Girişimciler İcra Kurulu Başkanı, Çorum Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclis Başkanı, Arabica Coffee House Çorum Şube Yatırımcısı ve HEPA Coffee Kurucusu Zeynep Çenesiz Yarımca; henüz yirmi yaşında atıldığı iş hayatında farklı sektörlerde deneyimler kazanmış bir işletmeci. Anadolu topraklarında yetişmiş bu güçlü, çalışkan ve girişimci kadının hepimize ilham olacak hikayesini öğrenmeye ne dersiniz?

HAYALLERİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN EMEK VERİLMELİ

Her zaman tuttuğunu koparan bir kız çocuğu muydunuz? Nasıl bir ailede büyüdü küçük Zeynep?

Zeynep; meraklı, hareketli ve hiç susmayan bir çocuktu. Aklına bir şey koyduğunda peşini kolay bırakmayan, bazen inatçı ama hep kaygılı bir yapısı vardı. İnsanlarla kolay bağ kuran, bulunduğu ortamı hareketlendiren; ama aynı zamanda çevresinde olan biteni gözlemleyen kontrollü bir çocuk… Ailesinden çalışkanlığı, dayanışmayı ve ayakta kalmayı öğrenmiş. Küçük yaşlardan itibaren sorumluluk almayı bilen, gerektiğinde kendi yolunu açan bir Zeynep. Kalbi yumuşak ama karakteri güçlü…

Hayal kurmayı seven ama o hayalleri gerçekleştirmek için de emek veren biri.

İNANÇ VE YENİDEN BAŞLAYABİLME GÜCÜ

Geleceğe dair kurduğunuz hayallerin hepsini gerçekleştirebildiniz mi? Bu yolda en büyük destekçiniz kim oldu?

Hayır, hepsini gerçekleştirdim diyemem; hâlâ önümde uzun bir yol ve gerçekleştirmeyi istediğim birçok hayalim var. Ben hayat devam ettikçe insanın hayal kurmaya ve üretmeye devam etmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü insan ürettikçe kendini canlı hissediyor, hayal ettikçe de yeni yollar buluyor.

Elbette ailemin hayatımda yeri var. Ama bu yolculukta en büyük destekçim çoğu zaman kendim oldum diyebilirim. Her zaman kolay bir aile ortamında büyümedim. Zorlandığım, yalnız hissettiğim dönemler de oldu. Ben hep ayağa kalkmayı, düştüğüm yerden yeniden başlamayı öğrendim. İçimde hep başarma isteği vardı; hatta bazen başarmak benim için bir tercih değil, bir zorunluluk gibi hissettirdi. Kendime inandım, emek verdim ve vazgeçmedim. Bir şeyler üretmeyi, insanlarla paylaşmayı hep sevdim. Bugün geldiğim noktada da beni ayakta tutan en önemli şeyin, kendi içimdeki o inanç ve yeniden başlayabilme gücü olduğunu düşünüyorum.

Hayatınızın aşkıyla ne zaman, nerede tanıştınız? Çocuklarınız Mustafa Alp ve Zeynep Ece gözünden nasıl bir annesiniz?

Alper ile 2006 yılında Çorum’da bir ulusal STK toplantısında tanıştık, sonrasında arkadaşlığımız aşka dönüştü 2008 yılında hayatımızı birleştirdik.

Bu soruyu Alp ve Ece’ye soralım isterseniz, mikrofonu onlara verelim.

Alp; Benim annem işinde başarılı, güzel, hoşgörülü, çalışkan, kendisini her saniye geliştiren, eğlenceli bir kadın.

Ece; Annemi seviyorum. Çok başarılı, zeki, akıllı, saygılı, tatlı ve komik. Arada sinirli biri ama dünyada gördüğüm en iyi anne. Onun sayesinde her şey daha güzel, Onun sayesinde hep daha iyi hissediyorum. Sınavda kötü yapsam da hep daha iyisini yaparsın diyor. Ne zaman ağlasam, üzülsem, mutsuz olsam sesimi ilk o duyuyor. Arada kavga etsek de o beni hep sevdi, hep korudu, öğretti ve bana hep destek oldu. İşte bile olsa telefonlarıma mesajlarıma bakar. O hep güzel biri. Neresinden baksan güzel, annemi çok seviyorum.

 ÇORUM, HİTİT MEDENİYETİNE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR

Bir paylaşımınızda kahve tutkusunu, yaşam biçimine dönüştürdüğünüzü söylüyorsunuz. Logosunda ve isminde güçlü bir hikâye barındıran HEPA Markası’nın doğuş hikayesini paylaşabilir misiniz?  HEPA’yı diğer kahve markalarından ayıran özellik nedir?

HEPA’nın hikâyesi tamamen bir ihtiyaçtan doğdu. Yaklaşık 10 senedir kahve sektöründe çalışıyoruz. Bir gün şehir dışında katıldığım bir toplantıda kahve içmek istedim. Otel odasında kapsül kahve ve granül kahve vardı ama ben o kahveleri tüketmeyi tercih etmiyordum. O an aklıma tek bir soru geldi: Kendi kahvemi yanımda nasıl taşıyabilirim?

Hikâyemiz aslında tam da bu soruyla başladı. Yaklaşık altı ay boyunca farklı filtre kâğıtlarıyla, farklı kumaşlarla çok sayıda deneme yaptık. Kahveyi en iyi şekilde nasıl demleyebiliriz diye çalıştık. En sonunda bugün kullandığımız filtre kâğıdı yapısında karar kıldık. Sonrasında da odağımız şu oldu: Daha iyi kahveyi nasıl ortaya çıkarabiliriz?

Ürünü ortaya çıkardıktan sonra markamızın hikâyesinin de güçlü ve bize ait olmasını istedik. HEPA; Hititçe ’de ana tanrıça ve kraliçe anlamına geliyor. Biz Çorum’da yaşıyoruz ve bu toprakların tarihine bağlıyız. Çorum’un Hitit medeniyetine ev sahipliği yapması bizim için çok kıymetliydi. Bu yüzden yaklaşık üç bin beş yüz yıl önce bu coğrafyada yaşamış Kraliçe Puduhepa’dan ilham alarak markamıza HEPA adını verdik.

ÇEVREYE DUYARLI ÜRETİM, DOĞAYA SAYGILI BİR MARKA

Logomuzda da yine köklerimize bağlı kalmak istedik. Logoda yer alan figür aslında anneannemin fotoğrafından yola çıkılarak oluşturuldu. Bu detay bizim için çok özel; çünkü markamızın içinde hem ailemizin hem de geçmişimizin izleri var.

Logonun tepesindeki taçta oluşan çizgiler, Hitit güneşinin ışıklarını temsil ediyor. Yine tacın üstünde bulunan kanat formu, Hititlerde ‘kanatlı güneş kursu’ olarak geçiyor ve ayın ile güneşin koruyuculuğunu simgeliyor. Tacın ortasında yer alan lotus çiçeği ise Hitit kültüründe ölümsüzlüğün sembolü. Yani HEPA’nın hikâyesinde sadece kahve yok; ihtiyaçtan doğan bir fikir, bu toprakların tarihi ve aile köklerimiz bir arada var.

HEPA Coffee’yi diğer kahvelerden ayıran en önemli özellik, içeriğinde hiçbir şekilde granül kahve ya da kimyasal katkı bulunmaması. Biz sürecin her aşamasını kendimiz yönetiyoruz; özenle seçtiğimiz yeşil kahve çekirdeklerini kendi üretim tesisimizde kavuruyor, öğütüyor ve paketliyoruz.

Bizim için önemli olan sadece iyi kahve üretmek değil; kaliteli ve sağlıklı filtre kahveyi herkes için ulaşılabilir hale getirmek. Bu yüzden hiçbir ekipmana ihtiyaç duymadan, nerede olursanız olun iyi kahve içebilme deneyimi sunuyoruz.

Bunun yanında sürdürülebilirlik de bizim için çok kıymetli. Ürünlerimizde kullandığımız filtre kâğıdı doğada çözünebilen bir yapıya sahip. Çevreye duyarlı üretimi önemsiyor, doğaya saygılı bir marka olmayı benimsiyoruz. Hem tüketicinin hayatını kolaylaştıran, hem de çevreyi gözeten bir ürün ortaya koymak bizim için çok değerli.

HEPA’nın farkı aslında tam da burada; doğallığı, kaliteyi, pratikliği ve sürdürülebilirliği aynı anda bir araya getirmesinde.

KADIN EMEĞİNİ GÖRÜNÜR KILMAYA ÖZEN GÖSTERİYORUM

Kadın emeğini, cesaretini ve kadınların güçlenmesini önceliklendiren bir kadın olarak, onların hayatına nasıl katkı sağlıyorsunuz?

Kadın emeğine, cesaretine ve kadınların güçlenmesine gerçekten yürekten inanıyorum. Çünkü biliyorum ki bir kadın güçlendiğinde sadece kendi hayatı değişmiyor; ailesine, çevresine ve bulunduğu topluma da dokunuyor.

Ben de kendi yolculuğumda birçok zorluğun içinden geçerken ayakta kalmayı, yeniden başlamayı ve üretmeye devam etmeyi öğrendim. Bu yüzden kadınlara sadece sözle değil, alan açarak ve birlikte üreterek katkı sağlamanın çok kıymetli olduğuna inanıyorum.

İş hayatımda kadın istihdamını desteklemeye, kadın emeğini görünür kılmaya ve kadınların kendilerini güçlü hissedebilecekleri alanlar oluşturmaya özen gösteriyorum. Bazen bu bir iş fırsatı oluyor, bazen cesaret veren bir sohbet, bazen de bir kadının kendi potansiyelini fark etmesine vesile olmak…

Ben kadınların birbirine destek oldukça daha da güçlendiğine inanıyorum. Birbirimizin elini tuttuğumuzda yol daha kolay, daha sağlam ve daha umutlu oluyor. Eğer kendi hikâyemle ya da attığım bir adımla başka bir kadına ‘Ben de yapabilirim’ duygusunu hissettirebiliyorsam, bu benim için çok büyük bir değer.

BAŞARI İÇİN; CESARET ETMEK, EMEK VERMEK,

VAZGEÇMEMEK GEREKİYOR

“Bir kadın isterse, her şey mümkün mü?” diyen birine ne cevap verirsiniz?

Ben ‘bir kadın isterse her şeyi yapabilir’ cümlesine inanıyorum ama bunun arkasındaki emeği de görmek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü istemek çok kıymetli bir başlangıç ama tek başına yeterli olmuyor. Cesaret etmek, emek vermek, bazen düşüp yeniden ayağa kalkmak ve vazgeçmemek de gerekiyor.

Ben bunu hem kendi hayatımda gördüm hem de çevremdeki kadınlarda görüyorum. Bazen bir adım atmak, bazen sadece kendine ‘ben de yapabilirim’ demek bile çok şeyi değiştiriyor. Kadının gücü sadece başarmasında değil; yeniden başlayabilmesinde, üretmesinde ve hem kendine hem başkalarına ilham olabilmesinde saklı.

HER ENGEL BENİ; DAHA GÜÇLÜ, DAHA SABIRLI VE DAHA YARATICI BİR GİRİŞİMCİYE DÖNÜŞTÜRDÜ

‘‘Kimse girişimciliğin bir hayatta kalma mücadelesi olduğundan bahsetmiyor, girişimcilik mücadele ve yaratıcı düşünceyi besleyen bir süreçtir,” diyorsun. Bu yolda sizin karşınıza çıkan en büyük engel ne oldu? Nasıl bir mücadele verdiniz?

Benim için engellerden biri erkek egemen bir sektörde var olmaya çalışmaktı. Bir kadın girişimci olarak çoğu zaman kendinizi ve yaptığınız işi yeniden anlatmanız, bazen de ispat etmeniz gerekiyor. Ben bu süreçte hep kendimi geliştirmeye, işimde daha iyi olmaya ve üretmeye odaklandım. Hiç durmadım.

Ama beni zorlayan şey yalnızca iş hayatı değildi; aileme ve çocuklarıma karşı sorumluluklarımla girişimcilik yolculuğunu birlikte yürütmeye çalışmaktı. Biraz mükemmeliyetçi bir yapım var; her şeyi en iyi şekilde yapma isteğim ve zaman zaman yaşadığım yetersizlik hissi beni çok zorladı.

Bir de ülkemizde yaşanan ekonomik krizler ve belirsizlikler gibi dış etkenler eklenince gerçekten mücadele gerektiren dönemler oldu. Ama ben her zorluğu bana yeni bir şey öğreten bir deneyim olarak gördüm. Bazen çok yoruldum, bazen uykusuz kaldım, bazen gözyaşı döktüm… ama hep inandım. Çalıştıkça, üretmeye devam ettikçe ve hayal kurmaktan vazgeçmedikçe bir yerde o düğümün çözüleceğini ve yolun açılacağını biliyordum. Dönüp baktığımda görüyorum ki karşılaştığım her engel beni daha güçlü, daha sabırlı ve daha yaratıcı bir girişimciye dönüştürdü.

Çalışan, üreten, geliştiren, paylaşan bir güce sahip bir kadın olarak ilham veriyorsunuz. Büyük önder Atatürk’ün “Dünya üzerinde gördüğünüz her şey kadının eseridir.” sözünün sizdeki anlamı nedir?

Atatürk’ün ‘Dünya üzerinde gördüğünüz her şey kadının eseridir’ sözü bana kadın emeğinin ve kadın gücünün ne kadar büyük bir değer taşıdığını hatırlatıyor. Kadın bazen görünmeden yük taşıyan, bazen cesaretiyle yol açan, bazen de üreterek bulunduğu yere yeni bir hikâye yazan kişi oluyor.

Ben de bir kadın olarak hayatın içinde hem aileme hem işime hem de çevreme değer katmaya çalışırken bu sözün anlamını çok güçlü hissediyorum. Çünkü inanıyorum ki kadın güçlendikçe toplum güçlenir; kadın ürettikçe gelişim büyür. Bir kadının cesareti bazen sadece kendi yolunu değil, başka kadınların da yolunu aydınlatıyor. Bence bu sözün en anlamlı tarafı da tam olarak bu.

HİTİTLERDE KADININ YERİ ÇOK DEĞERLİ

İki kız kardeşin nedir bu Hititlilerden alıp veremediği? 😊 Kız kardeşiniz Hande Çenesiz Er, Hititlerin baharın gelişini büyük bir şenlikle kutladıkları Purilli Bayramı’nı anlattığı bir hikâye kitabı yazdı. İçerisinde Hitit kraliçesi Puduhepa’nın yanısıra Zeynep isminin de yer alması dikkat çekici. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Köklü bir medeniyetin izlerini taşıyan bir şehirde yaşayınca insan ister istemez o tarihle bağ kuruyor. Bu toprakların hafızasını ve değerlerini hissetmeden yaşamak mümkün değil.

Kız kardeşim Hande’nin Purilli Bayramı’nı anlatan bir hikâye kitabı yazması da biraz bu bağın ve merakın sonucu. Hititlerin yaşam biçimini, ritüellerini ve özellikle kadınların o dönemdeki yerini öğrenmek ikimize de her zaman ilham verdi. Hitit kraliçesi Puduhepa zaten tarihte iz bırakmış çok güçlü bir kadın figürü.

Çorum, çok kıymetli bir medeniyetin izlerini taşıyor ve biz bu zenginliğin özellikle çocuklar tarafından bilinmesini, hissedilmesini ve sahiplenilmesini çok önemsiyoruz.

Hande’nin yazdığı çocuk kitabının çıkış noktası da buydu. Amacımız bu toprakların hikâyesini çocuklara onların anlayacağı bir dille anlatabilmekti. Çünkü inanıyoruz ki bir kültür ve bir medeniyet, ancak tarihi bilinirse yaşatılabilir. Çocuklar geçmişini tanıdıkça yaşadığı yere daha güçlü bir bağ kuruyor ve ona sahip çıkıyor

Kitapta Zeynep ismine de yer verilmesi benim için bir sürprizdi, çok özel ve çok duygusal bir detay oldu. Taslaklarda hep başka isim kullanılmıştı. Geçmişle bugünü, bu toprakların kadim hikâyesiyle bugünü çocuklarla buluşturmak çok kıymetli.

Hititlerde kadının yeri çok değerli. Bazen düşünüyorum; aradan yüzyıllar geçse de kadınların üretme gücü, hayata kattığı değer ve iz bırakma hali hiç değişmiyor. Belki de bizi Hititlere yakın hissettiren şey tam olarak bu.

İZ BIRAKAN VE BİRİLERİNE CESARET VEREN İŞLER YAPMAK İSTİYORUM

Size bakınca üreten, düşünen, hayatta fark yaratmayı önemseyen ve topluma fayda sağlama gayreti içinde olan bir kadın görüyorum. Yeni planlarınız, projelerinizi merak ediyorum. Hedefleriniz neler?

HEPA Coffee ile ilgili çok hayallerim var, yavaş yavaş tik attığım… Bunlardan biri işimi büyütürken devlet desteği almaktı ve hikayemi anlatırken ben başardım diyebilmekti. HEPA’yı kurarken elimden geldiğince tüm birikimlerimi bu işe yatırdım. KOSGEB’den aldığım girişimcilik desteğinden sonra iş geliştirme desteğini aldım.

Ve… kavurma makinemi, paketleme makinemi aldım. Henüz küçük bir bebek olan HEPA ile Halkbank’ın düzenlediği Üreten Kadın Girişimciler yarışmasında 4000 kişi içerisinden ilk 100’e girdim. İnşallah bu hikâyede yolumuz uzundur, başarı ile devam ederiz.

Ve… en büyük hayalim olan HEPA Vakfını kurabilirim.

Ve…bu topraklarda özgürlüğümüzü kazanmak için cephelerde savaşan Cumhuriyet kahramanlarımıza borcumu ödeyebilirim.

Ve… bizim de borçlu olduğumuz yarınlarımıza, çocuklarımıza daha barışçıl, daha güçlü, daha adil bir dünya bırakabilirim.

Ben üretmenin ve fayda sağlamanın hayatı anlamlı kıldığına inanıyorum. Bugüne kadar attığım her adımda hem bulunduğum yere değer katmaya hem de insanların hayatına dokunabilecek işler yapmaya çalıştım. Bundan sonra da aynı heyecanla üretmeye devam etmek istiyorum.

Önümüzdeki dönemde özellikle kadın emeğini destekleyen, kadınların daha görünür ve daha güçlü olmasına katkı sağlayacak projeler üzerinde çalışmak istiyorum. Birbirimize ilham verdiğimiz, birlikte büyüdüğümüz alanların çoğalmasını çok önemsiyorum.

Bir yandan da yaşadığım şehre ve bu toprakların değerlerine katkı sunacak sosyal ve kültürel projelerin içinde olmayı hedefliyorum. Çünkü sadece kendi işimizi büyütmek değil, yaşadığımız yere değer katmak da çok kıymetli.

Kendi markamı geliştirirken sürdürülebilirlikten, kalite anlayışından ve üretmeye duyduğum heyecandan vazgeçmeden ilerlemek istiyorum. Ama en büyük hedefim ne derseniz; fayda üreten, iz bırakan ve birilerine cesaret veren işler yapmaya devam etmek derim. Eğer yaptığınız şey bir kişinin hayatına bile dokunuyorsa, bence en değerli başarı da tam olarak budur

Bu yoğunluğunuz arasında bana vakit ayırıp sorularımı büyük bir içtenlikle cevapladığınız için çok teşekkür ediyorum.

Sizin gibi güçlü bir kadınla bu sohbeti yapmak benim için çok keyifliydi. Kadını destekleyen her projede yanımızdasınız. İyi ki varsınız.

Yorumun benim için değerli

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz