Tümü

    Makbule Aras Eyvazi Furuğ’u Yazdı

    Eski Türk Edebiyatı alanında yüksek lisansı olan Mabule Aras Eyvazi ödüllü bir yazar. Furuğ Ferruhzad’ın Farsça yazılan “Rüzgar Bizi Götürecek” adlı yapıtının çevirisi Ona 2019 yılında Yılın Çeviri Ödülünü kazandırdı. Bir çok çeviri kitabı olan Eyvazi’nin hikaye kitabı “Sonun Bacakları” 2021 yılında yayımlandı. Yapı Kredi Yayınları’ndan 2022 yılı Nisan ayında çıkan “Başa Dönemeyiz” ile Modern İran Şiiri’nin öncülerinden şair Furuğ Ferruhzad’ı hayatındaki dört erkeğin; kardeşi, babası ve sevdiği erkeklerin gözünden, mektupları ve şiirleri ile  anlatıyor.

    “Şiirle bağlandığı hayattan şiirle sökülen bir kadın olarak tanımlıyor” yazar Makbule Aras Eyvazi Furuğ Ferruhzad’ı.

    inanalım

    Soğuk mevsimin başlangıcına inanalım

    inanalım düş bahçelerinin yıkıntılarına

    İşsiz devrik oraklara

    ve tutsak tohumlara

    bak nasıl yağıyor kar…

    FURUĞ BENİM RUH AKRABAM 

    1967 yılında 32 yaşındayken trafik kazasında hayatını kaybeden Furuğ Ferruhzad’ın erken gelen ölümü ile başlayan romanda, Tahran’da bir kadının kendini ifade edebilmesi ve yaşamasının zorlukları gözler önüne seriliyor. Şair Furuğ Ferruhzad’ın hayatına duyduğunuz özel ilgi nereden kaynaklanıyor? 

    Hangi coğrafyada doğmuş olursak olalım dünyanın her yerinde ruh akrabalarımız vardır. Hayat bu, bizden uzaktaki akrabalarımızı tanımak için fırsatlar sunar bize. Mesele bu fırsatları görebilmekte, yakalayabilmekte. Bunu yapabilirsek eğer, hayatın gizemine karışma, onunla bir ritim tutturabilme yeteneği ve donanımı kazanırız. Başka sesleri duymak için hep bir merak ve iştah duydum, kendi sesimiz ancak başka seslerle birleştiğinde, onlarla kucaklaştığında bir güç ve anlam kazanıyor. Furuğ da benim için bu seslerden biri, onu hayatımdaki diğer seslerden öne geçiren ise onu tanıdıkça keşfettiğim benzerlikler oldu. O da benim gibi bir vasat düşmanıydı, vasat olan her şey onu boğuyordu, sıradan, alışkanlıklardan oluşmuş bir hayatta nefes alamıyordu ve nefes alabilmek için yazıyordu.

    YAZMAK, SIRADAN OLANA KARŞI ÇIKMA EYLEMİ 

    Furuğ Ferruhzad ile hayatı kavrayışınızın benzer olduğunu ve bu nedenle romanda seslerinizin karıştığından bahsediyorsunuz bir röportajınızda. Furuğ ile hayata bakışınıza dair benzer noktalarınız nelerdir?

    Yukarıda da değindiğim gibi en temel benzerliğimiz sanırım herkesin yetindiği ile yetinememekti. Kendimi bildim bileli ‘normal’in içine sığmakla ilgili sıkıntılar yaşadım. O sancı da kelimelerle yeni bir ben inşa etmemi sağladı. Yazmak, sıradan olana karşı çıkma eylemi bir anlamda. Görünürde sıradanın dışına çıkmak değil burada kastettiğim, zihinsel olarak sıradanın dışına çıkmaktan söz ediyorum. Söylediklerimi sıradan olmama çabasıyla karıştırmamak gerekir. Sıradan olmama çabası bana göre yapay bir çabadır ve sonucu sizi sıra dışı yapmaz oysaki sıradan olmadığını, olamadığını anlamak bir sonuç değildir, başlangıçtır. Bunu fark eden insan, sıradan olamamanın yarattığı ayrılığı, acıyı, derdi yaratıcı bir eyleme çevirebilir işte bu da sonuç olur; ama sıra dışı olan herkes yaratıcı olma yoluna girecek diye de bir şey yok elbette. 

    Furuğ Ferruhzad, şiirlerinde İran toplumunun kadınlara karşı uyguladığı ayrımcılığı eleştiriyor, kadınların sorunlarını ele alıyor ve daha iyi hak ve koşullara kavuşmasını savunuyor. Zorlu geçen hayatında mücadeleden ve cesaretinden hiç vazgeçmemiş bir kadın. Sizi en çok etkileyen ne oldu Furuğ’da?

    Çok genç yaştaki cesareti ve kendini yıkarak, acıyla yok ederek yeniden doğurması.

    KADINLAR CİNSİYETİNİ DEĞİL DONANIMINI ORTAYA ÇIKARMALI 

    Malumunuz Türkiye’de de kadınların durumu hiç kolay değil. Töre, gelenek, görenek adı altından özgürlükleri kısıtlanan hatta hayatından olan kadınlar var ülkemizde. Furuğ bunu başarmış ancak bedeller ödemiş bir kadın. Bu eril dünyada bir kadının kendini var edebilmesi çok zor değil mi? 

    Elbette zor ama mücadeleye girişmek ve hiç pes etmemek gerek. Yüzeysellikten kaçınmak gerek. Türkiye’de biraz yeni medya ortamlarının da körüklediği bir yüzeysellik var. Her şeyden biraz anlayan ama hiçbir şeyi derinlemesine anlama, içselleştirme çabasına girmeyen, medyada “görünür” olmakla, yani içerikle değil biçimle uğraşarak, “sıra dışı” ve “güçlü” olduğunu sanan kadınlar var. Kolaycılığın, kadının potansiyelini çelmelediğini düşünüyorum. Her şeyden önemlisi sağlam bir kültürel birikim edinmek, her yerde, herkesle tartışmaya girebilecek bir yeterliliğe ulaşmak. Cinsiyetin değil, bu yetkin ve derin donanımın öne çıkartılması var olan eril yapıyı yıkacak en güçlü darbe bana göre.

    İNSANOĞLU KOLAYCIDIR, YARGILAMAK İÇİN HAZIR BEKLER 

    Furuğ İran’da kadını dışlayan bu coğrafyada bir şair olarak üretmiş, sözünü söylemekten, şiirlerini yazmaktan hiç çekinmemiş, hep doğru bildiği yolda ilerlemiş. “Başa Dönemeyiz”de hayatındaki erkeklere yazdığı mektuplar ışığında tanıyoruz Furuğ’u. Siz bir yazar olarak herkesin bildiğinin dışında nasıl bir Furuğ görüyorsunuz ona baktığınızda? 

    Herkesin algısı bir diğerinden farklıdır. Birinin sevip onayladığı bir kişiyi bir başkası tiksindirici bile bulabilir. Algılarımızı belirleyen pek çok öge var. Aile, kültür, birikim, yaradılış vs. Bana göre algılarımızın eşitlenmesi mümkün değil, o yüzden herkesin Furuğ’u kendi benliğiyle birleşerek bir anlam kazanıyor. Birini tanımak konusunda gösterdiğimiz emek en değerli olan, ‘gerçekten’ birini tanıma çabası nadiren karşılaşılan bir şeydir çünkü insanoğlu kolaycıdır, yargılamak için hazır bekler. Yargılamadan anlamaya çalışmak ise bir ömürlük çabayla mümkün ancak. 

    Okurlarınızdan aldığınız yorumlardan sizi en şaşırtan hangisi oldu? 

    Şaşırtan yorumla pek karşılaşmadım doğrusu.

    İNSAN KENDİ SINIRLARINI AŞMAYI ÖĞRENEBİLİR 

    Furuğ’un hayatını Başa Dönemeyiz Romanından okuduğumda biz kadınların hayatımıza eleştirel bir gözle bakmamızı ve “gerçekten yapmak istediklerimiz için bedeller ödemeye razı mıyız?” sorusunu kendimize sormamız gerektiğini düşündüm? Siz ne dersiniz bu konuda, kadınlar Furuğ kadar kararlı ve cesur nasıl olabilir? 

    Yaradılıştan getirdiğimiz özelliklerimiz bizi engellese de insan zamanla kendisi etrafındaki sınırları aşmayı öğrenebilir. Bu da herkesin kendince bulduğu bir yöntemle mümkündür. Birinin özgürleşme çabası diğerinde işe yaramayabilir. Farkındalık kazanmak, bilinçli olmak kolay işler değildir, emek ve zaman gerektirir. Emek harcadığınız her şey de bizi bir parça daha özgürleştirir çünkü benliğimizi güçlendirir. Sahici bir güç, üç beş günde oluşmadığı gibi üç beş hamleyle de yıkılmaz. Esas olan nedir biliyor musunuz neye, ne kadar gönüllü olduğumuz. Güçlü olmak mı istiyoruz o halde bedelini ödemeliyiz. İlmek ilmek kendimizi inşa ederek, acı çekerek, dışarıda bırakılmayı göze alarak, kınanma pahasına! Bunun aksi görünürde bir özgürlüktür ki içi boştur, kimsenin de işine yaramaz. “Sen değerlisin” diyen bir reklam dünyası, hiçbir vasfı olmayan ama değerli olduğu yanılsamasına kapılmış kadınlar yaratmak için beklerken uyanık olmalıyız, bu sanal, renkli âlemlerin bizi çelmelemesine fırsat tanımamalıyız! 

    Romanınızın yolu açık olsun, bol okurlu olmasını diliyorum. Bu güzel söyleşi için teşekkür ediyorum. 

    Ben teşekkür ederim.

    Yorumun benim için değerli

    Please enter your comment!
    Please enter your name here

    Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.