Tümü

    Çimen Erengezgin’den Yalnızlık Güzellemesi

     

    Çimen Erengezgin ilk öyküsünü yazdığında ortaokul sıralarındaydı ve gelecekte ünlü bir yazar olacağını hayal etmemişti. Altıncı kitabı “Kadın, Pencere ve Kedi” Ayrıkotu Kitap’tan 2024 yılı Nisan ayında yayımlandı. İlk kitabının arkadaşlarının teşviki ile basıldığını söyleyen yazar, kelimelerle oynamayı, yeni şeyler denemeyi seviyorum diyor. Son kitabında yer alan öykülerin genel bir duygusu var; Yalnızlık. 36 öykü’de yaşamın akışında fark etmediğimiz, yanımızdan geçip giden o insanların hikayelerini anlatmış. Yalnızlığını kedilerle paylaşanların hayatlarına misafir olmak, onları anlamak değişik bir deneyim sunuyor okura.

    Çimen Erengezgin ile kitaplar, yalnızlık, kediler, yoga ve dostluk üzerine konuştuk.

    Aslında kalandır terk eden

    Giden de o yüzden gitmiştir zaten

    Murathan Mungan

    İçeride kalanlar…

    İçeriden dışarıya bakanlar…

    Pencereler… küçük, büyük, kirli, temiz pencereler.

    Gidenler ve kalanlar…

    Kediler…

    “Kadın, Pencere ve Kedi”/Çimen Erengezgin

    İLHAM PERİLERİ BENİ YALNIZ BIRAKMADI

    Çimenciğim 2018 yılında yapmışız ilk röportajımızı. Seninle yoga maceranı anlattığın “Vay Başına Yoga Gelenler”, farkındalık yolculuğunu anlattığın “Gezginname” ve “Yeşil Bisikletli Kız” kitapların üzerine konuşmuştuk. Çok üretken bir yazarsın altıncı kitabın hayırlı olsun, yazmadan duramayanlardansın belli, yazma macerandan bahsetmek ister misin bize?

    Türkçe ve edebiyat derslerim hep iyiydi ama yazar olmak, hayatın bana hediyesi oldu açıkçası. Planlı ve hedefli değildi. İlk kitabımın ardından ilham perilerim beni yalnız bırakmadı ve açıkçası yazdıkça, ürettikçe kendimi daha iyi hissettim. Fikirler, hikâyelere dönüşürken derdimi anlatma fırsatı da açılmış oldu bana. Belki de yazmak bendekileri okurlarla paylaştığım pencerem diyebiliriz. İçimdekileri sizlere aktarma biçimim. Tabii bu arada söylemeden de edemeyeceğim; aslında ben daha çok yazdım ama siz henüz altı adedini elinize aldınız. Belki onlarla belki de yeni yazacaklarımla tekrar buluşmanızı çok isterim.

     

    HAYATI PENCEREDEN SEYRETTİK

    “Kadın, Pencere ve Kedi”de yer alan öyküler genelde kadın öyküleri; yazarken sana ilham veren kadınları merak ettim, kurgu mu tanıdıklar var mı?

    Her ikisi de. Sen de yazıyorsun biliyorsun ki; bir yazar kendi tecrübelerini, çevresinde olanları ve hayal gücünü harmanlar ve ortaya öyle hikâyeler çıkartır. Benimkiler de aynen böyle oldu. Özellikle pandemi döneminde içeride kaldığımız dönemde yazmaya başladım, malum o dönemde dışarıyla tek fiziksel temasımız pencerelerden seyretmekti. Doğayı, çıkabilen insanları, şehri ya da neredeysek o bölgeyi. Depresif halleri, kayıpları ve kedileri öykülerin alt yapısı kabul ettim ve şekillendirdim.

    Kadın temalı olmasının nedeni de benim en çok bildiğim yerden yazmaya meyilli olmam. Son üç kitabımı da o nedenle kadın temasında şekillendirdim. Bulunduğumuz coğrafyada değersizleştirilen kadının hem dertlerini yazmak hem yalnız olmadığını hissettirmek hem de isteyen ve hazır olanların uyanmasında küçük de olsa bir katkı sağlamaktı amacım.

    KEDİLER, PAYLAŞMAK, SORUMLULUK VE BOLCA SEVGİ DEMEK

    Badem’in bir hikâyede yer almasını çok sevdim, belki ben de bir gün kedim Mercan’ı yazarım kim bilir? Bir hayvanla yaşamak çok farklı bir deneyim katıyor insana, Bademin hayatına kattığı en önemli alışkanlık hangisi?

    Aslında benim hayatım Badem öncesi ve sonrası diye ikiye ayrılıyor. Kedi fobisi olan birinden kedi annesine dönüştüm onunla. Bu da hayatı paylaşmak, sorumluluk ve bolca sevgi demek. Ayrıca tüm öykülerde anlattığım kediler de pandemi döneminde bizim bahçemizde olan kediler. Tekir Fındık mesela, ki şu aralar hasta olduğu için bizimle. İyi olacak inşallah. Ginger komşumuzun sarman kedisi, arada uğrayıp hatır soruyor hâlâ. Tüylü, tatlı, çok akıllı ve oyunbaz kediler iyi ki varlar ve benim hayatıma geldiler.

    KENDİME ANDA KALMAYI HATIRLATIYORUM

    Kişisel farkındalık hikayelerini çok sevdim örneğin; Soğuk. Orada Allie’nin akışa teslimiyet ve hayatın tadını çıkarma hikayesi. Sen de mi hayatı bu şekilde yaşamayı tercih edenlerdensin?

    Akışta kalmayı kendime hatırlatanlardanım. Bazen şimdiden kopup geçmişe ya da geleceğe gidiyorum ben de. Keşkeler ve endişeler arasında salınıyorum ama sonra kendime anda kalmayı, akışı ve her şeyin geçici olduğunu hatırlatıp derinlere düşmüyor, çabuk toparlanıyorum.

    HER ŞEY FARK ETMEKLE İLGİLİ

    “Öldüm Ben” deki kahramanın; “canlı olmak ile yaşamanın” aynı şey olmadığını fark etmesine, kendi potansiyelini açığa çıkaramayan, kendini yaratamayan kişinin, yaşıyor sayılmayacağını öğrenmesi çok hoşuma gitti. Hangi hayat felsefesini kendi yaşamında ve hikayelerinde görüyoruz?

    Bana kalırsa her şey fark etmekle ilgili. Neyin neden olduğunu anlamaya çalışmakla. Belki de büyük resmi görme arzusu ve merakının oluşmasıyla. Kitaplarda yazıldığı gibi kolay olmasa da kendine yolculuğuna devam etmekle. Bazen dinlenmek, mola vermek ama sabit kalmayarak gelişip, ilerlemekle. Kadın, Pencere ve Kredi’nin pek çok öyküsünde bu felsefe yatıyor aslında. O yola çıkmaya cesaret edip, devam etmeye kararlı olanlar ve aynı yerde sayanlar diye özetleyebiliriz.

    KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZ OLMAK

    Yalnızlık güzellemesi diyebilir miyiz bazı hikayelerine? Yalnızlığın korkulup kaçılacak bir şey olmadığı, sahte ve yapay dostluklar yerine can dost bir kediyle yaşamanın cazip olabileceği anlatılıyor adeta bazı hikayelerde. Sever misin sen de yalnızlığı?

    Yalnızlık güzellemesi tanımını çok sevdim, evet kesinlikle diyebiliriz. Ben kalabalıklar içinde dahi yalnız olduğumuza inanırım. Aile, arkadaşlar v.s. ile birlikte olmak, paylaşmak harika bir şey ama günün sonunda kendinle kalıyorsun. Hiç kimse senin hislerini ve fikirlerini tam anlamıyla kavrayamaz çünkü ve ne yaparsan yap ne kadar uğraşırsan uğraş o farkındalık sadece ve sadece kişinin kendisi isterse, hazır olursa gelir, oluşur.

    Ben ayrıca yalnızlığın korkulacak bir şey olmadığını da anlatmaya çalıştım. Sürekli başkalarıyla vakit geçiren insan aslında kendinden kaçar çünkü. Kendiyle baş başa kalamayan da farkındalık yaşayamaz. Kendine yolculuğuna çıkamaz.

    Yalnızlık ya da kendimle kalabilmeyi diyelim severim, ürettiğim zamanlar da kesinlikle böyle zamanlarda olur.

    PARFÜM ÖYKÜSÜNÜ KENDİME YAZDIM

    Nasıl bir hikâyenin kahramanı olmak isterdin? Ya da şöyle sorayım; bu kitabın içindeki hangi hikayedeki kadın olurdun?

    Ben bu kitaptaki Parfüm öyküsünü kendime yazdım 😊 Daha sade ve minimal bir hayat ve bakış açısı olan birine dönüşmeyi hedefliyorum. Zaman zaman başarsam da bazı zamanlarda çoğa yönelmiyor değilim. O nedenle de Parfüm doğal olanı hatırlattığı için çok seviyorum. Mümkün olduğunca yapaydan sakınmakta fayda görüyorum.

    Ayrıca öykülerimde yer alan, cesaret gösterip değişimi kabul eden, yüklerinden kurtulan ve kendi hayatına adım atan kadınlardan biri da olmak en büyük arzum.

    Bol okuru olsun “Kadın, Pencere ve Kedi” nin, ben de kitabımı kedim Mercan ile okudum yüreğine, kalemine sağlık.

    Ben de bu anlamlı soruların için çok teşekkür ederim. Seninle söyleşmek her zaman çok keyifli.

    Mercan’a da öpücükler ve mırmırlar.

    Yorumun benim için değerli

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz

    Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.